SSSAYIKLAMARSSS

blog'a geri dön

6 yorum var - 12 Nisan 2008 07:27

QUANTITATİF

Efendi her an evinde olsun…

İnsan yaşayan olduğu zaman evrenin efendisidir.
Efendi evinden uzun süre uzak kalırsa evi uşaklar yönetmeye başlar…
Evin kahyası akıldır… ama her şeye rağmen sonuçta o da sadece uşaktır. Yani efendilikten uzaktır.
Efendilik insanın kendi(sesi) oluşudur.
Evinde oluşu ise öncelikle bedeninde olmakla başlayan, yaşadığı çevre ve dünyada olması; geniş anlamıyla evreninde olmasıdır. Olunan yer tamamı ile kişiliğin kendiliğinden seçimidir.
Eskilerin deyimiyle kamil insan; olgunlaşmış; tekamül etmiş insandır. Yani evrim geçirmiş, bir anlamda özdevrimini yapmış insandır. Dans edebilir de etmeyebilir de. Bu tamamen özkeyfine kalmış bir şeydir.
Entelektüel dilimize Fransa’dan kalkıp gelmiş yerleşmiş halidir. Tabi genel anlayıştaki gibi kitabi bilgi depolayan bilgi hamalı kişi anlamında değil. Aksine, evrenin her an apaçık sayfalarını okuyup bilen anlamında.

Efendinin özeti hoşgörüdür.

h o ş g ö r ü ne güzel bir kelime

Efendi hoşgörü sahibidir de. hoşgörü onun doğal halidir…
Efendinin uzun süre evde olmamasıyla başlayan sorunların hepsi efendi’nin sorumluluğudur. Zaten bütün bu sorunlar efendi’nin eve dönüş haberiyle en kaotikten başlayarak yavaşlayan hızlarla çözümlenmeye başlar.Efendi’nin eve gelişi ile de sonlanır.

Sözün kısası efendi eve dönmelidir.
Evin giriş kapısı da kalptir, yürektir.
Efendinin evine döndüğü dünyada, yani efendinin dünyasında herkes efendi’dir. Herkes kendi evinin efendisidir.

“ Onları affet ne yaptıklarını bilmiyorlar “ sözü birçok efendi’nin ya çarmıha gerilirken ya asılırken ya da yakılırken ki sözüdür; kendi evinin efendisinin sözü…

Şimdi yapılacak şey insanoğlu çarmıha gerilip, derisi yüzülmeden efendi’nin evine dönmesidir… Yukarıdaki cümle daha önce, iş çarmıha gelmeden söylenmelidir.
Yani e f e n di eşittir h o ş g ö r ü ve affetme(unutma)….

Savunulacak her şey son tahlilde doğrudur…
Yanlış dediğimiz şey sadece eksik tanımlanmış bir doğrudur; diğer her olasılığı reddettiği, görmediği için (duymadığı,bilmediği,kayıtlanmadığı için) Yine buradan bakarsak zaten her şey yanlıştır çünkü eksiktir.

Gerçek ise hayat her an bir yeni’ye açılır çünkü o’nun mekaniği, fiziği, kimyası zaten bunun üzerine kurulmuştur.Sonsuza dek. her an yeni bir tamamlanmadır…
Evrimin evrensel kanununda hayatın yeri her zaman eğrinin (+) tarafındadır.

Bu gerçekler nedeniyle efendi hoşgörülü ve affedicidir.
Alçakgönüllüdür ama asla alçak tanımlamasını almaz. Bu tanım o’ndan ebediyen uzaklaşmıştır.

O her yeni an’la birlikte yeni bir varoluşa yeni bir tamamlanmaya ulaşmaktadır… Bunun gerçekleşmediği anda efendi evde değil demektir. Bu da varlığın yokluğu anlamına gelir ama bu da hayat’ın denklemdeki yeri nedeniyle imkansızdır. (+) evrim yönü

Efendinin evde olması insanın her an hayat’ta olması demektir, varoluşu boyunca…
Efendi her an kendinin eskimişliğini kabul ve affetmekte(unutmakta) ; yeni varlığa kucak açmaktadır… Efendi hiçbir zaman hayat’tan kopmaz, hep hattadır…

EGO efendi ile en çok karıştırılır. Efendinin tek ego’su korkusuzca kendi kendi(se)si oluş isteğine bağlanmıştır. Genel tanımların dışındadır. Bu ise sadece efendi’nin eve geliş haberidir…
EGO efendiye değil eve, daha doğrusu ev halkına özgüdür… Akıl efendi olmadığında evi yönetir, baş uşaktır…
Uşak (dilimizin ne kadar güzel olduğunun göstergelerinden biri daha) aynı zamanda ‘çocuk’ anlamında kullanılır. Yani ‘aklı ermez’…
Akıl’ı kullanan yoksa akıl da ‘ermez’… Eni sonu sadece bir ‘uşak’tır…

Efendi beyin’ine, beden’ine, akıl’ına uşaklık yaptırabilendir; onları hak’kıyla yönetebilen… Eski deyimle aynı sıra ile söylersek ‘’eline, beline, diline hakim olan’’…

O kişi yani o fend, gününün en sonunda akıl’ına tam hakim olduğunda evinin(evreninin) de efendisi olur…

Efendice…

Efendisiz...

Her zaman merkezde - yanii tam da olman gereken yerde - kendinle - kendinde yolculuğa devam..........

stargazer1974  12 Nisan 2008 15:51  

kendi_kendime konuştum mu yine? :)

yOLcv  13 Nisan 2008 00:05  

güzel konuştun:)

engelskirchen  14 Nisan 2008 03:33  

eyvallah üstad...
ama bizim ki sayıklama seninkiler sÖZ :)

yOLcv  14 Nisan 2008 22:53  

a l k ı ş l a d ı m :)

tanura  15 Nisan 2008 01:01  

alkışlarınıza ayna tutarım hemen doğru yerini bulması için hanım efendi :)

yOLcv  15 Nisan 2008 01:04  
bu yazıya puanı basanlar: